Posts

Showing posts with the label doğum günü

Zeyno...

Image
Sima uzun zamandır “seni mutlaka Zeynep’le tanıştırmalıyım, çok seveceksin” diyordu. Birkaç defa açılış, konser, vb yerlere beraber gitmek için niyetlendik. Ama son anda hep bir şey çıktı, olmadı. Bir sene geçti, biz Zeynep’le bir türlü tanışamadık... Bir akşam üstü Paris’te bir kitapçıda Mine Kırıkkanat’ın imza günü vardı(14/04/2010). Niyetim, biraz kalıp, birkaç kitap imzalatıp çıkmaktı. Ben akşam yemeğini evde yemeyi düşünürken eve döndüğümde saat 2.00’ye geliyordu. O akşam çok renkli ve sevimli insanlarla tanıştım. Bunlardan bir tanesi ile uzun uzun sohbet ettik. Mehmet de yıllardır Paris’te yaşıyormuş, onun da eşi Fransızmış... Laf lafı açtı, benim çenem düştü... Bir ara durup bana baktı. “Bana bir arkadaşımı hatırlatıyorsun. Halin tavrın, konuşma şeklin aynı” dedi. O da yıllardır Paris’te yaşıyor, eşi Fransız. Tanıyorsundur belki? diye ekledi. Devam eden konuşmalardan anlaşıldı ki, bana benzettiği arkadaşı Zeynep. Hani şu bir türlü tanışamadığım Zeynep! Cep tele...

Ben artık 50 yaşındayım duramam!

Image
Bundan otuz yıl önce İngiltere’de, Canterbury’den Türkiye’ye dönmek üzereyken Hilary birkaç ay daha onlarla beraber Henley’de kalmamı teklif etti. Onlarla geçirdiğim dört ay başka bir yazı konusu olacak kadar ilginç ve keyifliydi... Bir gün anlatırım... Şimdi başka bir şey anlatıcam. Orada da düzenli olarak yapmaya alışık olduğum, aerobik, step gibi bir aktivite yapmak istedim. Hilary beni arkadaşı Sheila ile tanıştırdı. Sheila haftada 3 farklı aktivite yapıyordu. Beni hepsine götürdü, deneme derslerine girdim. Sonra bir tanesini seçtim. Ama Sheila ile ilgili şaşkınlığım senelerce sürdü. Çünkü o 50 yaşındaydı(!) Saçlarını boyatmayan klasik İngiliz kadınlarından olduğu için de saçlarının rengi  gri/beyazdı. O zamanlar 20 yaşında olan ben, Sheila’yı hemen “yaşlı” kategorisine koyuvermiştim. Bu kadar şeyi nasıl bir arada yapıp yorulmadığını anlayamadım. Usturuplu bir şekilde kendine sorduğumda “ben artık 50 yaşındayım duramam!” diy...

Yaş 46, yolun yarısı eder(miş)

Image
Bir doğum günüm daha geldi çattı. 7 Mayıs 2011'de 46 yaşımı dolduruyorum! Daha 45’e zor alışmışken ne zaman 46 oldum? O bir sene nereye uçup gitti? Geçen sene kendimce “45 yolun yarısı eder” diye hesaplamıştım. Kendimdeki değişiklerle de bir güzel dalga geçmiştim. 45’inci yaşıma pek neşeli girmiştim doğrusu... Bu sene nasıl bir motivasyon bulabilirim derken The Economist dergisi imdadıma yetişti. 16 Aralık’taki kapak yazısında yaş ve mutluluk arasındaki ilişkiden bahsediyor. Neden insanlar orta yaşı geçtikten sonra daha mutlu oluyormuş? Dönüm noktası neresiymiş? Yazının beni ilgilendiren kısmı, küresel ortalama alındığında, olgunluk yaşı, yani yolun yarısı 46 yaşmış. Ben yanlış hesap yapmışım geçen sene, oh bir sene kazandım, yaşasın! Üstelik gerçek mutluluk 46’dan sonra yakalanıyormuş! Kabaca bir özet yaparsak durum şöyle: Gençlik farkına varmadan geçiyor. Koşturma, ihtiras ve tatminsizlikler arasında, hiçbir şey anlamadan... İnsan çocukları olunca çok mu...